Mesaj önizleme 
 
Konuyu Değerlendir
  • 0 Oy - 0 Ortalama
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
Dursun Önkuzu Kız Kardeşinin Kaleminden Bir Hikaye...
02-02-2010, 12:27 AM
Mesaj: #1
Rainbow Dursun Önkuzu Kız Kardeşinin Kaleminden Bir Hikaye...
Yıl 1970… Kasım ayının 22 günü… İftar sofrasındayız Mercimek çorbasını ağabeyimin çok sevdiğini hatırlatıyor, babaannem Hepimizin gözleri doluyor Kapı çaldı Ağabeyimin arkadaşının babası berber Cemal Amca Babamı istedi
İndi babam Sonradan öğrendiğime göre: “Öğrenci olaylarında Dursun yaralanmış, hemen Ankara'ya gidelim” demiş Tabi radyo ve televizyonlar olaylarda ağabeyimin kaçırılarak işkence sonucu öldürüldüğünü açıklamış Bizim bir şeyden haberimiz yok Babam haberleri hiç kaçırmazdı halbuki Tabi daha 19 haberleri başlamamıştı Televizyonumuz zaten yok o zamanlar
Babam hemen gitti Ankara'ya evimize akrabalar, komşular, ülkücü camiadan dostlar dolmaya başladı Tabi anneme ve bize ağabeyimin yaralı olduğunu söylüyorlardı Ben ozamanlar orta birinci sınıfta okuyordum Ablam Amasya Yatılı Öğretmen Okulu birinci sınıfta okuyordu Benim küçüğüm Zübeyde ise ilkokul ikide
Ertesi günü ablamı getiriyorlar ülkücü hocaları Ben hala ağabeyimi yaralı hayal ediyor, ona en iyi şekilde bakar, hemşirelik yaparım biricik ağabeyime diyordum Heyhat! yaradanımıza kavuşalı kaç gün olmuş halbuki Camilerde selalar kendime gelebildim Bu mahşeri kalabalığın anlamını ancak o zaman idrak edebildim İki gün sonra cenazeyi getirdiler ülküdaşlarının acılı, hüzünlü tekbirleri arasında Zile o tarihe kadar öyle bir kalabalık görmemeişti Otobüslerle Ankara'dan çevre il ve ilçelerden, köylerden akın akın gelen ülkücüler son yolculuğunda birlikte olmak istemişlerdi Şehit Önkuzu'nun ruhuyla Kılıçkıran, İmamoğlu, Özmen ve Önkuzu… İşte davanın ilk şehitleri Bu nasıl bir dava idi, nasıl bir mücadeleydi Bu birçok kısır düşünceli, egoist, maddeci yöneticilerin dediği gibi sağ sol davası değildi Bu, Türk - Gayrı Türk savaşıydı Şuuru, kültürü, ruhu ve gönlü ile Türk olanla, hiçbir şeyi Türk olmayanların, gerçek imanı yüreğinde duymayanların savaşıydı
Daha ortaokul, lisedeyken ülkücü mücadelenin ön saflarında yer almıştı Zile kalesinin tam karşısında ÜOD açılmıştı Önceleri birkaç arkadaştılar Sonra çığ gibi büyüdüler, çoğaldılar Babam sürekli çok ileri saflarda mücadele ettiğini söyler, mesleğini eline aldıktan sonra ne yaparsan yap derdi Ailenin tek umudu tek dayanağı oydu O öylesine imanlı, kararlı ve samimiydi ki o günlerde yapılan haksız düşünce, görüş ve davranışlara asla tahammül edemiyordu
Birkaç önce Süleyman Özmen YÖ Okulu'nda şehit edilmişti Ağabeyim o olayı bizlere göz yaşları içersinde anlatmıştı Anneme kan lekeleri olan bir ceketini saklamak üzere yıkamamasını tembih ederek emanet etmişti “Bu kan Süleyman'ın kanı sakın yıkama, mübarek şehit kanı; yarın Allah'ın huzurunda şahitlik edecek inşallah” demişti Kendisinin de birkaç ay önce söylediği bu sözden sonra aynı kaderi beklediğini nerden bilsin Ah canım ağabeyciğim
O bir ülkü deviydi Hiçbir çıkar gözetmeksizin Çok büyük ideallere sahipti Öylesine inançlıydı ki düşüncelerini gerçekleştirmek için elinden geleni yapardı Milliyetçi, ülkücü çocuklara, gençlere, kızlara milli manvi değerlerimizi kaybetmemeleri için seminerler düzenlerlerdi Okul derslerinde başarısız olan talebelere ücretsiz matematik, fen kursları verirdi Maddi imkanları kısıtlı olduğu halde verilen hediyeleri kabul etmemişti Onu akrabalarımız, arkadaşları mahcup, utangaç, az ve öz konuşan, konuşunca herkes tarafından dinlenip beğenilen birisi olarak tanırlardı En büyük idealli büyük bir kütüphaneye sahip olmak ve gençlerin hizmetine sunmaktı Çok kitap okurdu Eline geçen parayı kitaba yatırırdı Yaz tatillerinde çalışıp okul masraflarına katkıda bulunurdu Judo öğrenmişti Her sabah jimnastik yapar, titizliği ile ablamı yorardı Namazlarını düzenli olarak kılar, kılamadığı vakitleri küçük bir deftere not ederdi O zamanlarda Zile'nin yetiştirdiği çok kültürlü, muhterem bir zat olan müftü Arif Efendi'den ders alırdı Ağabeyimin yetişmesinde büyük bir payı olmuştu Arif Efendi'nin Ağabeyim İstanbul Yıldız Teknik Üniversitesini kazanmış, kayıt yaptırmıştı Ama o okula komünistler hakim olduğu için Ankara Erkek Teknik Yüksek Öğretmen Okuluna geçmişti Kader işte Nereye gitsen değişmiyor
Ağabeyimiz kız olmamıza rağmen bizlerle çok ilgilenir, büyük bir insan gibi her şeyini paylaşırdı Kitap okuma alışkanlığım onun sayesinde olmuştu Yaşasaydı kim bilir ne büyük hizmetleri olacaktı Ama o birçoklarımıza nasip olmayacak şerefli bir ölümle Rabbimize kavuştu Hem de öyle bir mertebe ki tam on üç kişi insanlık dışı işkenceler yaparak ulaşılamayacak sabrı, tahammülü, Allah yolunda can vermenin lezzetini tattırdılar “Allah yolunda öldürülenleri sakın ölüler sanma Bilakis onlar diridirler, Rableri katında Allah'ın, lütfundan kendilerine verdiği nimetlerin sevincini yaşayarak rızıklandırılmaktadırlar Arkalarından kendilerine ulaşamayan (henüz şehit olmamış) kimselere de hiçbir korku olmayacağına ve onların üzülmeyeceklerine sevinirler” (Al-i İmran Suresi,169-170 Ayet)
Ruhları Şad, Mekanları Cennet olsun…


Kadriye Önkuzu

[Resim: 6060_236074935081_233550500081_7898409_3952449_n.jpg]

[Resim: 38082257.png]
Kullanıcının websitesini ziyaret et Bu kullanıcının gönderdiği tüm mesajları bul
Bu mesaji bir cevapta alıntı yap
Mesaj önizleme 


Foruma Git:


Bize Ulaşın | Atilla Yılmaz Resmi Web Sitesi | En üste Dön | İçeriğe Dön | Arşiv | RSS Beslemesi